Yargıç, yerlilerle yerli olmayanların arasındaki uzlaşmayı gayretlendirmek için çalışıyor.
Yatılı okullar komisyonunun başkanı Edmonton’da konuşma yapıyor.
Yazan : Brent Wittmeier, edmontonjournal.com 11 Mayıs 2012

“Ağzım kapatılmış halde yatağımdan alındım”, dedi Inuvik’li bir adam, gece geç saatte bir rahibin hareketlerini anımsayarak. “O cinsel tacizi ben yaşadım, 49 yıl süren o cinsel saldırıyı”.

“Babamdan bir canavar yarattılar”, dedi bir başka kadın, babasının hem annesini hem de babasını öldüren öfkesini ve intiharını anlatırken.

Sinclair’in bu korku dolu ve süregelen yansıma deneyimleri hakkında konuşurken edindiği en ortak tepki ise, “benim bundan hiç haberim olmadı”.

1870 ile 1996 yılları arasında, hükümet tarafından finanse edilen ve kilise tarafından işletilen yatılı okullar (ağırlıklı olarak Batı ve Kuzey Kanada’da), yerlileri İngilizce konuşan Hıristiyanlara dönüştürmenin peşinde koşturuyordu. Zorunlu katılım, beş yaşında başlıyordu. Ailelerinden alınan çocukların ana dillerini konuşmaları yasaktı, eve sadece yazları dönüyorlardı. Okullarda tacizler, düşük sağlık standartları ve kötü eğitim yaygındı.

Eğitim, ilk zamanlarda yerli önderlerinin anlaşma görüşmelerine başlarken pazarlıkta bulunduğu bir konuydu. Hükümet, maliyetleri ertelemek amacıyla, okulları işletmekle kiliseleri görevlendirdi. Onbinlerce çocuk öldü, acımasız kurallar toplumların yasal direnme gücünü sert biçimde sınırlıyordu. İkinci dünya savaşına kadar, öğretmenlerin çoğunun eğitimsel alıştırmaları yoktu.

1972’den sonra hükümet, ailelere çocuklarının nasıl ve nerede eğitilecekleri ile ilgili seçeneği geri gönderdi. Çoğu, başka bir şey bilmeden, çocuklarını göndermeye devam etti.

2008’de Stephen Harper, Avam Kamarası’nda Kanada hükümeti adına özür diledi. Manitoba eyaletinin ilk yerli rahibi Sinclair, Harper’ın sözlerinin çok ileri gidişindeki şaşkınlığı itiraf etmektedir ve ayrıca özrün tacize değil de asimilasyonun derinliğine indiğine işaret etmektedir.

Komisyon, 2010 yazında kayıtlara başlamıştır ve 2014’te işini bitirecektir. Çalışma, Kanada hükümeti ve Hıristiyan kiliseleri tarafından, 2007’de Kanada tarihinde bir grup-eylemi davasındaki en büyük anlaşma olarak görülen 1.9 milyar dolarlık bir anlaşmadan ayrılan 60 milyon dolar ile finanse edilmiştir. Alberta duruşmaları ise Nisan 2014’te başlayacaktır.

“Özürler, sadece sözlerden ibarettir”, diyor Sinclair. “Fiiliyata dökülmeden, birtakım kefaretler olmadan, telafi etmeye hazırlıksızsanız, sözlerinizin anlamı yoktur”.

Sinclair, uzlaşmayı yerlilerle yerli olmayanlar arasında saygılı bir ilişkinin kurulması biçiminde tanımlamaktadır. Üç komisyon üyesi, kendi hayatları boyunca ya da yaşayanların deneyimine bakılırsa, bunun 2014’te gerçekleşeceğine inanmamaktadır. Bunun nesiller boyu sürmesi olasıdır. Sinclair, aynı zaman süresi içersinde okulların işlevsel olduğunu söylemiştir.

King’s evrenkenti kendi bildiği yolda bu uzlaşıyı teşvik etmeye çabalamaktadır. 2009 Haziran’ında hükümetin özrünün üzerinden çok fazla zaman geçmeden, okuldaki disiplinler arası konferans, yatılı okullarda hakikat ve uzlaşma üzerine odaklanıverdi.

“Güzel ve güçlü bir etkinlik idi”, diyor kursa önderlik eden tarih profesörü Will Van Arragon. “Biz bunu o sohbetin bir devamı olarak görüyoruz”.

30 Nisan’da başlayan gece sınıfları aynı temelin çoğunu kapsayacaktır; işin içinde tarihçiler, sosyologlar, toplum ruh sağlığı görevlileri, hükümet ile ruhban sınıfı ve bir de tabii ki sağ kalanlar vardır. Öğrenciler, tepkilerini ve öğrendikleri hakkındaki fikir bütünlüklerini dergilere yazmaktadır. Sınıf, gelecek hafta sona erecektir.

2014’te, yani Alberta’lı yerli toplumların kendi öyküleri ile ortaya çıkacağı zamanlarda, bir başka sınıf çalışması için deneme türünden planlar bulunmaktadır.

Van Arragon’un dediğine göre, Sinclar’in ortaya çıkışı, kurs için zekice bir hareket idi; çünkü onlar sadece komisyonun bölgesel temsilcisini bekliyorlardı.

Manitoba eyaletinin Selkirk kentinde doğan Sinclair, 1950’lerde kendi yatılı okul deneyimleri yaşayan anne ve babalara asimilasyonun artık devlet okullarının da bir parçası haline gelmiş olduğunu anlattı.

O, her hafta kendine yazarak yatılı okulları savunan insanlara, okulların bazılarında iyi öğretmenlerin olduğunu kabul ederek teşekkür etmektedir. Ancak her ne kadar yatılı okul programı, tacize yol açacak bir büyüme yaratmamış olsa da, ayrımcılık ve asimilasyon amacı çok büyük bir hasara neden olmuştur.

Bu, Sinclair’in King’s öğrencileri ile paylaşmaktan memnun olduğu bir husustur.

“Onlar, ülkenin geleceği üzerine çok büyük bir etkiyi temsil ediyorlar”, diyor Sinclair sınıfın ardından. “Burada gelecekteki öğretmenlerimiz var, bazıları kendi kilise guruplarında önder olacaklar. Hatta, gelecekte bir politikacı bile çıkabilir”.


Fotoğraf : bir Manitoba yargıcı ve Kanada Hakikat ve Uzlaşı Komisyonunun başkanı olan Murray Sinclair, 10 Mayıs 2012 Perşembe günü King’s Evrenkent Koleji’nde izleyci üyelerle konuşuyor.
Fotoğraflayan : Brent Wittmeier, edmontonjournal.com

Kaynak:

Judge works to foster reconciliation between natives, non-natives

Head of commission on residential schools speaks in Edmonton

By Brent Wittmeier, edmontonjournal.comMay 11, 2012

Murray Sinclair, a Manitoba judge, and chairman of the Truth and Reconciliation Commission of Canada, speaks with audience members on May 10, 2012, at King’s University College on Thursday.

Photograph by: Brent Wittmeier, edmontonjournal.com

Murray Sinclair, a Manitoba judge, and chairman of the Truth and Reconciliation Commission of Canada, speaks with audience members on May 10, 2012, at King’s University College.

Photograph by: Brent Wittmeier, edmontonjournal.com

   

EDMONTON — Murray Sinclair has witnessed a deluge of tears, but each week, he still gets letters defending Canada’s residential school program.

The Manitoba judge and chairman of the Truth and Reconciliation Commission has one of the country’s most difficult jobs: listening to thousands of aboriginals tell horrifying stories, one by one, of physical and sexual abuse at the schools.

Thursday evening, Sinclair walked into a King’s University College classroom for the other aspect of his job, to help nudge reconciliation forward.

“All of the survivors that have spoken to us talk about being afraid,” he said to a group of about 60 people. The event was open to the public but the audience included about a dozen students from a three-week evening course on the history of residential schools and the process of reconciliation.

He began with video testimony from reluctant witnesses who emerged from decades of silence.

“I was taken from my bed with my mouth covered,” said an Inuvik man, recalling a priest’s actions late at night. “I carried that sexual abuse, that sexual assault for 49 years.”

“They made a monster out of my father,” another woman said, recounting her father’s anger and the suicide that killed both of her parents.

The most common reaction Sinclair gets when he talks about these experiences of fear and their ongoing repercussions is, “I never knew any of that.”

Between 1870 and 1996, government-funded, church-run boarding schools — predominantly in Western and Northern Canada — sought to transform aboriginals into English-speaking Christians. Mandatory attendance began at age five. Taken from their families, children were forbidden to speak their native languages, and returned home only in summer. The schools were rife with abuse, inferior health standards and poor education.

Education was initially a bargaining point for aboriginal leaders when treaty negotiations began. To defer costs, the government enlisted churches to run the schools. Tens of thousands of children died, and draconian rules severely limited the legal power of communities to fight back. Until after the Second World War, many of the teachers had no educational training.

After 1972, the government returned to the parents the choice of how and where to educate their children. Not knowing anything else, many continued sending kids back.

In 2008, Stephen Harper apologized in the House of Commons on behalf of the government of Canada. Sinclair, Manitoba’s first aboriginal judge, admits surprise at how far Harper’s words went, and also notes that the apology only delved into assimilation, not the abuse.

The commission began listening in the summer of 2010 and will wrap up by 2014. It was funded by $60 million set aside from a $1.9-billion settlement in 2007 with the Canadian government and Christian churches, the largest class-action lawsuit settlement in Canadian history. Alberta’s hearings begin in April 2014.

“Apologies are just words,” said Sinclair. “Without action, without some atonement, if you are not prepared to atone, your words are without meaning.”

Sinclair defines reconciliation as the establishment of a respectful relationship between aboriginal and non-aboriginal people. The three commissioners don’t believe it will happen in 2014, their lifetimes or in any living person’s experience. It may take seven generations, Sinclair said, the same amount of time the schools were operational.

King’s has been trying, in its own way, to foster that reconciliation. In January 2009, not long after the government apology, the school’s interdisciplinary conference focused on truth and reconciliation in residential schools.

“It was a pretty powerful event,” said Will Van Arragon, history professor leading the course. “We see this as a continuation of that conversation.”

Beginning April 30, nightly classes cover much of the same ground, featuring historians and sociologists, community outreach workers, government and clergy, and of course, survivors. Students write reactions in journals and a synthesis of what they’ve learned. The class wraps up next week.

There are already tentative plans for another class in 2014, around the same time as Alberta’s aboriginal communities come forward with their own stories.

Sinclair’s appearance was a coup for the course, Van Arragon said, as they only expected a regional representative of the commission.

Born in Selkirk, Man., in the 1950s to parents who had residential school experiences of their own, Sinclair talked about how assimilation has been just as much a part of the public schools.

He thanks people who write him each week defending residential schools, admitting that there were good teachers in some of the schools. But even if the residential school program hadn’t created a setting ripe for abuse, its goal of separation and assimilation caused tremendous damage.

It’s a point Sinclair is glad to share with the King’s students.

“They represent so great an influence on the future of the country,” Sinclair said after the class. “We have future teachers here, some will be leaders in their church groups. There may even be a future politician.”

bwittmeier@edmontonjournal.com

twitter.com/wittmeier

 

   
     

 

 

 

 

 

 

 

 

   
Make your own free website on Tripod.com